Bir mekâna girdiğinizde ilk ne gördüğünüzden çok, size ne hissettirdiğini düşündüğünüzde oraya ait olursunuz.
Elinize aldığınız bir ürünün ambalajında.
İçtiğiniz kahvenin fincanında.
Kaliteyi fark edebilen kadınlarla aynı dünyayı paylaşmak istedim. MAK’ı da tam olarak bunu fark eden kadınlar için hayal ettim.
Kendini el üstünde tutmayı bilen, kendisi için seçici olan, iyi olanı tanıyan ve kendine ayırdığı zamanı hayatının en değerli yatırımlarından biri olarak gören kadınlar için.
Bugün MAK’ın kadınlarını gördüğümde, hayal ettiğim dünyanın gerçekten var olduğunu biliyorum.
Onların kendilerine has bir duruşları var.
Ve nereye geldikleri iyi bilinir.
Belki de bu yüzden MAK’ı hiçbir zaman yalnızca bir mekân olarak görmedim.
Benim de kapısından girmek isteyeceğim bir yer.
Saatlerimi geçirmek isteyeceğim bir house.
Parçası olmak isteyeceğim bir dünya.
Benim için lüks de tam olarak burada başlıyor.
kendimiz için neyi seçtiğimizdir.
Ben keşfetmeyi seviyorum.
Seul’de yeni bir güzellik ritüelinin peşine düşmeyi, Tokyo’da daha önce görmediğim bir ürünü bulmayı, Paris’te bir detaydan ilham almayı, Berlin’de yeni bir yaklaşımı keşfetmeyi, Marakeş’te bir hissi İstanbul’a taşımayı…
Ama en çok, bulduklarımı sizinle paylaşmayı seviyorum.
Dünyanın neresinde olursa olsun daha iyisini, daha güzelini, daha özelini aramaya devam edeceğim.
Çünkü MAK’a geldiğinizde size yalnızca güzel olanı değil, sizin için seçilmiş olanı sunmak istiyorum.
MAK benim zevkimden, merakımdan, standartlarımdan ve hayallerimden doğdu.
Ama bugün artık bana baktığımda gördüğüm bir yer değil.
Ama hikâyesi, siz geldiğinizde başladı.